Bugun...
Unuttuğumuz En Büyük Sorumluluk


RIDVAN TEKEŞ A_N_A_L_İ_Z
 
 

Dünya hızla değişiyor. Teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, insanlar daha hızlı yaşıyor. Ama bütün bu gelişmelerin ortasında bazen en temel şeyi unutuyoruz: insan olmayı. Oysa insan olmak sadece doğmakla elde edilen bir özellik değildir. İnsan olmak; düşünmek, anlamak, hissetmek ve başkalarının hayatına saygı duymakla ilgilidir.

Bugün birçok insan güçlü olmayı, başarılı olmayı ya da zengin olmayı hayatın en önemli amacı sanıyor. Oysa insan olmanın değeri bunların çok ötesindedir. İnsan olmak, bir başkasının acısını hissedebilmek demektir. Bir yabancının derdine kulak verebilmek, bir çocuğun gözyaşını ciddiye almak, yaşlı birinin yalnızlığını fark edebilmek demektir.

Gerçek insanlık, en çok kimsenin görmediği anlarda ortaya çıkar. Bir insanın karakteri, alkış aldığı anlarda değil; kimse bakmazken nasıl davrandığında anlaşılır. Birine yardım ederken karşılık beklememek, gücü varken kibirlenmemek, hata yaptığında özür dilemek… İşte insan olmanın gerçek ölçüsü budur.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Aynı şehirde yaşayan insanlar bile bazen birbirine yabancı. Apartmanlarda yıllarca aynı katta oturan komşular birbirinin adını bilmeden yaşayabiliyor. Sosyal medya sayesinde herkes birbirine ulaşabiliyor ama aynı zamanda gerçek bağlar zayıflıyor. İnsanlar konuşuyor ama dinlemiyor, görüyor ama anlamıyor.

Oysa insan olmanın temelinde empati vardır. Empati, bir başkasının hayatına kısa bir süreliğine de olsa misafir olabilmektir. Onun yaşadığını anlamaya çalışmaktır. Bir insanın hayat hikâyesini bilmeden onu yargılamak kolaydır. Ama anlamaya çalıştığımızda çoğu zaman gördüğümüz şey değişir.

İnsan olmak aynı zamanda sorumluluk almaktır. Sadece kendi hayatımızdan değil, yaşadığımız toplumdan da sorumluyuz. Bir şehirde yaşayan insanlar birbirine saygı duymazsa o şehirde huzur olmaz. Bir toplumda insanlar birbirine güvenmezse o toplumda gelecek kurulamaz.

İnsanlık tarihi aslında büyük başarıların değil, küçük iyiliklerin tarihidir. Bir öğretmenin bir öğrencinin hayatını değiştirmesi, bir doktorun bir hastaya umut vermesi, bir yabancının zor bir anda yardım etmesi… Bu küçük görünen davranışlar, insanlığın en büyük mirasını oluşturur.

Bazen hayat bizi sertleştirir. Hayal kırıklıkları, ihanetler, kayıplar insanın kalbini yorabilir. Ama insan olmanın en zor ve en değerli tarafı tam da burada ortaya çıkar: Bütün zorluklara rağmen kalbini tamamen kapatmamak. İyiliğe inanmayı tamamen bırakmamak.

Çünkü insan olmak bir seçimdir. Her gün yeniden verilen bir karar. Adaletli olmayı seçmek, saygılı olmayı seçmek, başkalarının hayatına zarar vermemeyi seçmek… Bu seçimler bazen zor olabilir ama insan olmanın anlamı da zaten burada gizlidir.

Bugün dünyaya baktığımızda belki daha fazla teknoloji görüyoruz ama daha fazla insanlık görmek istiyoruz. Daha fazla anlayış, daha fazla merhamet, daha fazla saygı… Çünkü toplumları gerçekten güçlü yapan şey ne ekonomi ne de teknoloji; insanın insana verdiği değerdir.

Sonuçta hepimiz aynı dünyayı paylaşıyoruz. Hepimizin korkuları, umutları ve hayalleri var. Hepimiz sevilmek, anlaşılmak ve değer görmek istiyoruz. Belki de insan olmanın en basit tanımı şudur: Başkalarına da tam olarak bunu vermek.

İnsan olmak büyük sözler söylemek değil; küçük ama samimi davranışlar gösterebilmektir. Çünkü insanlık, büyük ideallerden çok günlük hayatın içinde yaşar. Bir selamda, bir gülümsemede, bir yardımlaşmada…

Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Biz gerçekten insan gibi yaşıyor muyuz, yoksa sadece yaşıyor muyuz?

 
 


Bu yazı 21 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI