Bugun...
SOSYAL MEDYA REZELATLERİ


RIDVAN TEKEŞ A_N_A_L_İ_Z
 
 

Modern dünyada insanların sosyal medyada aşk hayatlarına etki eden pek çok kriter vardır.

Sosyal medya, bu kriterler içerisindeki yerini en üst seviyelere çıkarmış durumdadır.

Ancak bu etki aslında dolaylı bir etkidir.

Örneğin partnerlerden birinin yaptığı paylaşıma, diğerinin göstereceği tepki; kişinin bireysel ve çift olarak aralarındaki dinamikle alakalı bir durumdur.

Hoşlanma ya da kıskançlık ile kendini açığa çıkaran bu tepki sonrası  ikili ilişkide sorunların ortaya çıkması elbet bir ihtimaldir.

Bu noktada kişileri ve ilişkileri doğru analiz etmek son derece önem taşımaktadır.  

Sürekli ilişkisiyle ilgili fotoğraf paylaşan partnerin, ilişkisini bu denli göz önünde yaşamak istemesinin altında yalnızlık duygusu yatıyor olabilir.

Ya da kişi dışarıya bu şekilde mutlu olduğunu yansıtarak var olan probleminin altındaki sebebin üzerini örtmeye çalışıyor da olabilir.

Bu paylaşımların yaratacağı sonuçlar yanlış anlamalara kadar varabilir ve ayrılıklar yaşanabilir. 

Çünkü sosyal medya günümüzün vazgeçilmez tutkusu olmuş.

Psikolojimizi etkileyen sanal bir ağ.

Bazen araştırmalara bazen başkalarının sosyal medya sayfalarına saatlerce  bakarak vakit geçiriyoruz.

Genel olarak hep mutlu insanlar, mutlu paylaşımlar, şık köşeler, objeler görüyoruz

Paylaştığımız fotoğrafların yüzde 90'ında mutlu görünüyoruz.

Peki gerçekten mutlu muyuz o karelerde yoksa "mış" gibi mi yapıyoruz. 

Sosyal ağlara baktığımızda yaşamda mutlu olmayan kişi sayısı yok gibi .

Görsellere baktığımızda sanıyoruz ki herkes mutlu. Bu gerçek mutluluk mu yapay mı yoksa mutlu olma çabası mı?

Uzmanlara göre ise "ne kadar mutluyuz "temalı fotoğraflarını paylaşan çiftlerin çoğunun içsel eksiklik yaşadığından mutluluk pozlarını verdiklerini söylüyorlar.

Gerçek anlamda mutlu olan çiftlerin bunu gözler önüne sermeye gerek duymadıkları paylaşımlarının ise çok az, öz kareler olduğu belirtiliyor.

Bazen ellerimize telefonu ilk aldığımızda ilk olarak instagram' sayfalarında kendimizi buluruz. sabahın ilk ışıklarında bile takip ettiklerimiz paylaşım yapıyor mutluluk saçıyor.

Biz sosyal medyada paylaşılan bu anları seyrettikçe zannederiz ki herkes çok mutlu, kimse sorun yaşamıyor, o ne kadar keyifli, bu ne kadar dertsiz tasasız, peki biz neden öyle değiliz?

Her şey bizi mi buluyor?

Neden biz? gibi sorular gelir akla...

Araştırmalar gösteriyor ki; Sosyal medya üzerinden başkalarının mükemmel mutlu yaşam tablolarını "pasif şekilde" takip eden kişilerin, gerçek hayatlarında mutsuz olmaları daha muhtemel.

Kopenhag'da bir üniversitede yapılan bu araştırmaya göre aşırı sosyal medya kullanımı kişilerde "kıskançlık, imrenme" duygularına sebep olmakta.

Kişilerin sürekli mutlu tablolarını görmek, kişilerde sürekli mutlu olma, eğlenme, zevk alma hissi uyandırmakta ve gerçekle uyuşmadığı için ise kişilerde kıskançlık, depresyon ve çeşitli ruh sağlığı bozuklukları ortaya  çıkartabilmektedir.

İnsanlar sosyal medyadaki popülaritelerinin hayatlarını etkilemelerine izin veriyorlar.

Bunu artırmak için sanal karakterler, sanal mutluluklar oluşturuyorlar.

Bazı kişiler bu sanal gerçekliğe kendilerini kaptırıp gerçek kişiliklerinden çok farklı profiller yaratıyorlar.

Peki, gerçeklik ile sanal gerçeklik arasındaki profillerimiz neden bu kadar farklılaşıyor.

Bunun ana nedenlerini aşağıdaki şekilde sıralamak mümkün.

İlgi ihtiyacı; gerçek hayatta kimse için ilgi çekici bir kişilik değilken sosyal medyada ilgi ihtiyacını doyurmak mümkün olabiliyor.

Mutsuzlukları gizleme ihtiyacı; sosyal medya, gündelik hayatında mutlu olduğu düşünülen insanların yanında mutsuzlukları saklamanın ve bakın ne kadar mutluyum demenin bir yolu olarak kullanılıyor.

Çocukları ile kahkahalarla gülen mutlu pozlarını paylaşan insanlar bakın ne kadar eğleniyoruz mesajını vermeye çalışıyor.
 

Peki bizler gelişen teknolojiye nasıl ayak uydurmalıyız. instagram, snapchat, twitter, facebook kısaca tüm sosyal medya önümüze yeni ufuklar açıyor.

Bunu etkin kullanıp kendi adımıza faydalı hale getirebilir ve olumlu etkilerini gündelik hayatımıza ve iş hayatımıza pozitif etki yaratacak şekilde yayabiliriz.

Daha pozitif daha mutlu hayatlar yaşamamız için kullanabiliriz.

Ya da sadece vakit öldürdüğümüz, sanal kişilikler yaratıp sahte arkadaşlıklar kurduğumuz, bir araç olarak kullanabiliriz.

Böylece olduğumuzdan daha yalnız, daha depresif ve daha mutsuz hayatlar oluşturabiliriz.

Sosyal medyayı etkin kullanmayı öğrenmek ve çocuklarımıza da öğretebilmek zorundayız.

Yeni nesil sosyal medyanın ve sanal gerçekliğin içine doğdu.

Bunu etkin kullanmayı öğrenemez ve öğretemezsek yeni nesil daha mutsuz olacağa benziyor.

Bu yüzdendir ki sosyal medya rezaleti içerisinde olan insanların birbirlerine birşeyle  ispat etmek zorunda değildir.

İnsan kendisi için yaşıyorsa hayatının tüm evrenin içerisinde kendi mutluğununu ararken ihtimaller dahi olsa ilişki boyunda aradığı kişilik karakterle netlik olmak zorundadır net oldukça hayatınız çıkılmaz hal alsa bile bu rezalete girmeyin.

 



Bu yazı 204 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI